-
BUGÜN ARİFE,
YARIN BAYRAM...
-
VE
YOKSULLUĞUN SAÇLARI KARA!
-
-
Warum sind sie so bockig auf die gesamte
Welt?
-
-
Gerçekten
bilmiyor musun
Maria, onların bütün
dünyaya öfkeli
oluşlarının sebebini
bilmiyor musun
gerçekten?
-
-
Senin ne
güzel lepiska
saçların var
öyle? Altın
sarısı
İyi de,
öfkeleri neden,
diye sorarken
kuzu uysalı
mavi gözlerin
niçin gerilip
birer alev
topuna dönüşüyor?
-
-
Bugün
Arife, yarın
Bayram
Mahyalar
son kez
parıldıyor minarelerde;
mahya, yani
aydınlık, yüreklerden
dudaklara uzanan
sevinç ışığı
Biliyorum, noellerde
fırlatılan havai
fişekleri seyrederken
senin de gözlerin
parlar yıldız
yıldız; ama
bugün, bu
Arife gününde
beynindeki bu
derin ve
karanlık koridorlar
niye?
-
-
Neden
öfkelisin?
-
Yoksa Hayber yamaçlarındaki şu
ihtiyar adama mı soruyorsun bunu? Bacaklarından biri tahta, gözleri kör
adama? Seni işitemez ki, sağırdır; Kızıl Ordu yurdunu bastığında
yitirmiştir her şeyini. Geçidin ağzında öyle bir kaya parçası gibi
duruşu, evini, ocağını koruma arzusundandır; düşmanının topraklarından
defolup gittiğini kim, nasıl anlatabilir ki bu kör ve sağır adama? Sahi,
çekilip gittiler mi?..
-
Orası, Cihanâbâd! Dünya
görkemlisi... Sen duvarları yıkılmış evlere, naylon örtüler altında
yaşayan insanlara, burunları sümüklü kirli çocuklara bakma; Hayber
yamaçlarına düşen güz yağmurlarından sonra toprak o kadar güzel kokar
ki, hele sarı çiğdemler, mor menevşeler, fesleğenler, kekik otları...
Belki de o yamaçlarda sadece Papaver somniferum çiçeklerinin
açtığını düşünüyorsun, öyle mi? Değil Maria, o koyun gözlü, mor çiçekli
haşhaş özünün bir gramı için boşalttığın cüzdanınla bir yıl karınlarını
doyururdu bu insanlar... Ama sen Cihanâbâdın çiğdemlerini, mor
menekşelerini, fesleğenlerini, kekiklerini istemiyorsun ki... Senin
istediğin opium! Ve onlara açlıkla, silâhla, ölümle hükmediyor ve
istediğini alıyorsun işte...
-
Nanananana
Nanananana,
(all weapons together now!)
-
-
Haklısın
Kızıl Ordunun
Hayber yamaçlarına döşediği mayınlar çürüdü; zaten Kızıl ordu da yok
meydanlarda
Ne gam? Hurra U.S. Army! Yippee British Force! Vive la
phalange!
Es lebe Deutsche Streitkräfte!.. Ve yaşasın Ölüm
İmparatorları!..
-
-
Yüzünün derisinde hazineler
gezdiren dilber, sen şarkını söylemeğe devam et... Savur lepiska
saçlarını klimaların rüzğârında, savur eteklerini çakırkeyf bakışlarına
yandaşın züppelerin...
-
Life (nanananana)
Life is life (nanananana)
-
-
Beyaz adamın Bolivya
ormanlarında ekin biçer gibi doğrayıp geçtiği düz, kara saçlı
Kızılderili çocukların yel esintilerinde hâlâ yankılanan çığlıklarından
sana ne? Sana ne, öz yurtlarından koparılıp Okyanusun ötelerinde
öldüresiye çalıştırılmaya götürülmüş ayağı prangalı, kıvırcık, kara
saçlı çocukların L.A.nın teneke damlı barakalarının karanlık
gölgelerinde mıhlanan torunlarını görüp sancılı ruh bulutları halinde
bir kere daha kahroluşlarından, sana ne?..
-
Bu dünya senin, bu güç, bu
öfke, bu şarkı senin...
-
Don't think about the rest
And you all get the power
You all get the best...
-
-
Kâğıt incesi kulak memelerinde
parıldayan taşlar, Johannesburgun kara saçlı adamlarının yerin yüzlerce
metre derinlerinden çıkarıp sana sunduğu armağandır; sen daha
güzellerine lâyıksın!
-
Kurşun kalem parmaklarınla
nârin sapından tuttuğun fincanın üzerinde kendinden geçerek seyrettiğin
o desenler, Türkistanın Urumçi tezgâhlarında yüreğine ölüm gecesi
çökmüş kara saçlı Uygur ustalarının ter izleridir; sen daha güzellerine
lâyıksın!
-
Bütün bir Kosta Ricanın kara
saçlı çocukları, fincanında KissKiss Gold
and Diamonds
ruju parıldayan
dudakların kahvenin en lezzetlisini yudumlasın diye sıtma yatağı
seralarda doğup büyüyor ve ölüyorlar; kahven eteğine mi damladı Tanrıya
oğul bağışlama cömertliği gösteren nasipsizler topluluğunun ölüm meleği,
aldırma, Hindistanın dokuma tezğâhları Elizabetin altın çağı aşkına
senin için nâdide ipekliler üretmeğe söz verdiler; sen daha güzellerine
lâyıksın!
-
-
Bana gelince...
-
-
Bosna, bir uçtan bir uca
mezarlık; kara...
-
Kum fırtınası, Irak çöllerine
ekilmiş ölüm tuzaklarının gözyaşları; kara...
-
Filistin göklerinden ölümüne
yağan bombalar, İsrafilin borusu; kara...
-
Kongonun elleri, Arnoldun
kauçuk susuzluğunu dindiren kan nehirleri; kara...
-
-
Çünkü; yoksulluğun saçları
kara...
-
-
Eğer dünyanın biz kara saçlı
çocuklarının kara gözlerinde bugün birdenbire beliriveren bu ay şafağı
ışıltısına bakıp da soruyorsan bunu, bugün Arife, yarın Bayram!
-
Öbür gün mü?..
-
Öbür gün, hayrihi ve
şerrihi minallahı Tealâ!