Musul ve Kerkük Yemini
Amerika Iraka saldıracak.
Irak merkezi
egemenliğini kaybederek ilkin üç bölgeli yumuşak bir federe devlet haline
gelecek, ardından birbirleriyle savaşmaya girişecek olan bu federe devletler
teker teker bağımsızlıklarını ilan edecekler. Böylece çok kısa bir süre içinde
bugünkü Irak devleti tarihe karişmiş olacak.
Türkiye, korktuğu ve kabul edilemez saydığı bu
oluşumu erinde gecinde sineye çekmek zorunda kalacaktır;
çünkü Türkiyenin bu konuda izlediği polika yanlıştır; çünkü Türk
diplomasisini yönlendirenler, ne Türktür ne de Türkiye dostudurlar.
Peki, Irak konusunda Türk politikası ne
olmalıdır?
Amerika, her ne sebeple olursa olsun Irakı mutlaka dağıtmak
istiyorsa ve ben bunu önleyecek güçte değilsem, ki değilim, bütün dünyaya ilkin
şunu ilan ederim: Arkadaşlar! Irakın
merkezi egemenliği kalmadığı gün, 5 Haziran 1926 tarihli Türkiye, İngiltere ve Irak Hükümetleri Beyninde Münakit
Hudut ve Münasebat-ı Hasene-i Hemcivari Muahedenamesi geçerliliğini
kaybeder.
Yani Türkiye-Irak sınırı, bugünkü
yerinden kalkar ve bu anlaşmadan önceki çizgiye
iner. Nedir o çizgi? O çizgi, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes
Anlaşmasının imzalandığı o gün Türk ordusunun elinde olan yerlerdir. Buna
Misak-ı Milli, yani Milli Yemin denir.
Milli Yemine göre o sınır, Musulun 30 km
güneyinde bulunan Gayyareden geçer. Böylece Türkiye, Milletlerarası Hukuka
göre bu gelişmelerden sonra ben, Kerkük
ve Musulun sahibi olmak özelliğini yeniden kazanmış bulunuyorum. Yeminime bağlı
kalıyor ve bu topraklarımı sınırlarım içine alıyorum, deme hak ve
hukukuna sahiptir.
Buna dünya devletlerinden hiçbiri karşı çıkamaz,
çıkmaz! Sadece Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan beş-on adam Türkiyeye bunu
söyletmemek için geberesiye direnir ve korkarım, başarılı da olurlar.