SOYLEM

              

HasanKayıhan 

 

 

 

     

ERTUĞRUL GAZİ’NİN HUZURUNDA

Her yağmur sonrası Bozdağ'ın öfkeli tepelerinden Ahı sırtlarına uzanan bir gökkuşağı belirir, işte Bilecik, bütün köyleri, kasabalarıyla bu gökkuşağının altındadır. Her renginde ayrı bir çiçek açar; dağ dağ, ova ova serpilir dillere türkü türkü... "Yarhisar kalesinin burçları/ Bilecik kızlarına gölgelik/ Dudaklarında Söğüt türküsü/ Çoktan ezberledik."

Bilecik’in Söğüt kasabası, Osmanlı Devleti’ni kuran ruhun mayalandığı yerdir; Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’nin yattığı yerdir. Sırtını yasladığı su dağ, Yırcalı'dır; Domanıç'la sırt sırta verip Geyikli Baba mekânı Keşiş'e dayanır. Tanyerinin ağartısı, Boz-dağ' dan süzülür de öyle iner Söğüt' e. Sakarya'nın şavkı, Sipahi dağlarına yukarı, bulutlara bulutlara ağar gider; Edebali çeşmesinin gönüller açan musıkisidir alıp götürdüğü... Alıp götürdüğü ve de günyelinin gerisingeri selvi ağaçlarının altında ebediyyete bakmak için çırpınan topraktan bir kubbeye yağmur yağmur serpiverdiği...

Ama sanılmasın ki Söğüt, dünya dışında bir dünyadır; Söğüt, içeri Anadolu'nun gerçek kapısıdır; bir süngüdür karanlığa, kilittir; bir Çanakkale’dir dağlarıyla, geçilmezdir İnönülerle, Sakaryalarla... Ve bir köprüyüz aydınlığa, iyiliğe, sevgiye...

Söğüt, bir tarihtir; tarihi hem yapan, hem yazan, hem söyleyenlerin buluştuğu mekândır; onlar, Ertuğrul Gazi ataya destan üstüne destan okuyan torunlarıdır; kâh Fatih olup seslenmişlerdir Bizans sularını ayaklarının altına alıp; kâh Yavuz Sultan olup Türkistan’daki kardeşlerine doğru yol açmışlardır Çaldıranlarda, Kanuni olmuşlardır Atlas Okyanusu’na ileri kopup giden...

Ve her zaferin ilk müjdesi Söğüt toprağına, Ertuğrul Gazi’nin türbesine inmiştir nur nur...

Bir hafta sonra, kendisine ulaştırılan zafer müjdeleri gökkubbeyi dolduran adamın, Ertuğrul Gazi’nin huzurunda, şimdiki torunları yeni yeni müjdeler iletmek üzere toplanacaklar. Devlet-i Ebed-Müddet’i yaşatan bilmem kaçıncı cumhuriyet hükümetinin tatile çıkmamış birkaç veziri, nâzırı, kimbilir belki de sadr-ı âzamı boynuna Ertuğrul Gazi’nin poşusunu sarınacak ve gökkubbeyi zangır zangır titreten tiz haykırışlarla zafernâmeler sunacaklar Fatih gibi, Yavuz gibi, Kanuni gibi...

Döviz kurlarının sabitleştiğini, enflasyonun giderek düşmeye başladığını, pancar şekeri ihtiyacının zamanında karşılanacağını, sabah sofralarının beyaz peynirsiz kalmaması için Hollanda’ya gerekli siparişin zamanında verildiğini, Irak’a gönderilmesi istenilen Türk askeriyle ilgili tezkerenin meclisten geçmesinin kendilerinden gelecek yeşil destelerin miktarına bağlı olacağının U.S.A.’ya şahane bir diplomasi diliyle duyurulduğunu, inşaatına 20 yıl önce başlanan Bakraz Köyü göletinin önümüzdeki 30 yıl içinde mutlaka tamamlanacağını, Kıbrıslı Türklerin Rum kesiminden yayın yapan televizyon kanallarını izleyebilmeleri için dekador fiyatlarına suspansiyon uygulanacağını, Kerkük haritasına çizilen kırmızı çizgilerin solmaması için bütün dosyaların morga kaldırıldığını, Katar emirinin önümüzdeki yıl tatilini Antalya’da geçirmesini sağlamak için T.R.T.’nin kendisine bölgeyi en can alıcı özellikleriyle tanıtmak üzere özel bir belgesel çekeceğini, Dünya Güzellik Kraliçesi seçiminde ülkemizi en iyi biçimde temsil etmek için bütün genç kızlarımızın yarışmaya katılmaya özendirileceğini; bunlardan daha önemlisi, Avrupa Birliği’ne girmemizi kolaylaştırması için önümüzdeki kış, memleketin fikir podyumlarında hıristiyan dostlarımıza Malazgirt, Kosova, Mohaç, Varna, Sırpsındığı Meydan Muharebelerini, Viyana kuşatmasını, Çanakkale Savunmasını hatırlatan Ayyıldız yerine Haçyıldız kullanmamızın yararlı olup olmayacağının tartışmaya açılacağı müjdeleri verilecek....

Koca Ertuğrul Gazi, oğlu Osman’ın kurdığu o devletin Anadolu beylerbeyliğinin küçük bir bölümü üzerinde varlığını sürdüren devam-devletin bu büyük başarılarını işitince, öyle tahmin ediyorum ki, mezarından şöyle bir doğrulacak, ve....