-
Dil ve
Kültür Üzerine Söyleşi
-
-
Mahmut
Aşkar/ Türkpartner Editörü
-
Kaynak:
www.turkpartner.de
Hasan
Kayıhan:
Hiç şüpheniz olmasın ki bu yengeler, kadınlar, dört türlüdür,
diyen bizim Dede Korkutun kadınlarıdır; biri solduran sop, bir
diğeri dolduran top, beriki yanmaya hazır çırağı, öteki ne söylesen
bayağıdır, ama hepsi de bizimdir.
Almanca bilirler mi? Sorarsanız, eh, der biri, diğeri neme
gerek, derken, bir başkası sorunuza soruyla karşılar: -Almanlar
Türkçe biliyo mu sanki? Öyle ya, biliyorlar mı? Almanyada en çok
konuşulan ikinci dil Türkçe değil mi? Neden bilmiyorlar peki?
Kültür, kısaca, bir yaşayış biçimidir. Babalığın görevi dörttür:
Çocuğunuz doğunca kulağınıza ezan okuyarak ona bir isim
vereceksiniz, oğlan ise sünnet ettireceksiniz ve askere
yollayacaksınız, kız ise çeyizini hazırlayacaksınız, Allahın emri,
Peygamberin kavliyle dünürlük kuracak ve elbette davullu zurnalı bi
güzel düğün yapacaksınız. Bol, bereketli torunlar dileğiyle...
Hâkim Batı kültürünüz, haçlı orduları kadar saldırgan olsa, ne
yazar? Bu savaşın zafer bayrakları, yengelerimizin kınalı ellerinde
yükseliyor.
İllâvelâkin şu moderinbizimkiler yok mu, ellerine bir miktar
mürekkep bulaşmış şu bizimkiler... İşte o cephede ricât, ricât
üstüne! Uydulardan dökülen sulu gözlü TV dizilerinde Cilo Dağının
tepesinde koyun otlatan Haso çobanın karşısına, Anadolunun kırk
yüzyıllık limi limi ley türküsünü
kibarlaşma/modernleşme/mondenleşme adına Rimi-leyen Mata-Hari
çıplağı yarım göbek -yarım beyin dilberleri diken mürekkep balığı
kılçıklarının Avrupa temsilcileri var ya, işte onların, bizim ....
sokağı sakinlerine, Türkiyenin ABye girmesine karşı çıkanların
eline koz veren vatan hainleri gözüyle bakacaklarından hiç şüphem
yok. Aşınan onlardır, kültür yozlaşmasına düçâr kalan onlardır,
Türkçeyi frenk ağzıyla konuşan onlardır; yukarıdaki yarı-
tanımlamasını üçlemem gerekirse, yarı-aydınlarımızdır. Bizim
insanlarımız burada kendi kültür değerlerini bal gibi
korumaktadırlar ve koruyacaklardır da, ama işte bu yarımlar
olmasa...
Mahmut
Aşkar:
Uzun yıllardan beri Almanyada yaşayan yazar ve eğitimci bir Türk
aydını olarak, Batı Avrupa Türklerinin göç sürecini ve buradaki
hayat tarzlarını yakından takip ediyorsun. Bilhassa yeni yetişen
nesillerin günlük hayatında Türkçe yok denecek kadar az. Bir
yazında, Kültür değişmesi, aslında bir dil değişmesinden ibarettir
diyorsun. Zaten gelişmeler de seni (maalesef) doğrular niteliktedir.
Türk kültürünü koruma noktasında söylecek sözü olan aydınlarımız,
devletimizin resmi temsilcilikleri ve sivil kitle kuruluşlarımız
neler yapmalıdırlar?
Hasan
Kayıhan:
Devletimize ve resmi temsilciliklerine söyleyecek sözüm yoktur,
çünkü ortada devlet gibi devlet olmayı isteyen devlet yoktur.
Devlet, kendi bahçesine bile bakamaz duruma gelmiş, bizimle nasıl
uğraşsın? Eğer Kopenhag kriterleri arasına, Türkiye yurtdışındaki
mevcut ve eski vatandaşlarına anadillerini öğretmelidir,
deseydiler, Türkiye hükümetleri belki göstermelik birşeyler yapamaya
kalkardı; ama en iyi integrasyonun ne olduğunu keşfedenler enayi
mi ki bunu desinler? SKKlar, müslümanları sırat köprüsünden
geçirme çalışmalarıyla öylesine meşguller ki, babalara köprü
kurdururken çocuklarının dil deresinde yüzmeye kalkışıp
boğulduklarından bile haberleri yok. Elhamdülillah Müslüman baba,
akşam evine dönünce 7-8 yaşındaki oğluna, -oku lan şu sübânikeyi..
dediğinde, tıfıl ..gayrüke ulaşabilirse mesele yok, aferimi
haketmiştir ve baba açısından mesele bitmiştir.
Elli kilometrelik çapa sahip bir daire içinde elli bin Türkün
yaşadığı kaç tane çember vardır, bilemem; bildiğim o ki, her
çemberin içinde en az 4-5 adet federasyon, üstkurul, kurul
baba-kurul var. Bu kurullarımızın her biri, kendi köşelerine
kurulmaktan vazgeçip birbirlerine yanaşsalar, beş-on derslikli Türk
okulları kurarlar Avrupanın dört bir yanında. Almanyada kaç tane
Yunan Gymnasiumu (Lise) var, haberin var mı Aşkar Baba? Bu
gymnasiumlarda öğretim dili Yunanca, birinci yabancı dil İngilizce,
Almanca ise ancak 3. yabancı dil. Yunan hükümeti, aynen bizim 12
Eylülcülerin parayı basıp DİTİBleri kurdurdukları, şimdi de halkın
finanse ettiği gibi, basıyor parayı, açtırıyor kendi
gymnasiumlarını, hem bülbül gibi Yunanca konuşuyor keratalar, hem de
gymnasium meyunları olarak ister Yunanistanda ister Almanyada
üniversiteleri dolduruyorlar. Biz de Türk gençlerinin %12si
üniversiteye gidiyor diye kendi kendimize hava atıyoruz burada,
komşu gençlerde bu oran, %70...
Şunu da söyleyim kızmazsan eğer! Hem bu, sorduğun soruya ilâç gibi
bir cevaptır aynı zamanda. Ben SSKların (Sivil Kitle
Kuruluşlarının) açtığı mescidlere gitmedikleri için hristiyan olan
Türk görmedim burada, ama Türkçe bilmeyen Türk dersen, böl ikiye
gitsin!
Mahmut
Aşkar:
Aziz Hocam, Avrupada Türklüğün geleceği, Türkçenin geleceğine
bağlıdır gibi bir tesbitin var. Türkçe olmazsa buradaki azınlık
Türk Toplumu da asimile mi olur, demek istiyorsun?
Hasan
Kayıhan:
Tuna boyları, Macar ovaları, Alp dağlarının etekleri Hun Türklerinin
tuğlarıyla doluydu; Attilanın kartalları Romayı titretiyorlardı
bir zamanlar... Aşkar Baba, gözlerini iri iri açıp yüzüme öyle
bakma, şövenistlik yapmıyorum; sana, hani nerede aslan yeleli Hun
yiğitleri, sümbül zülüflü Hun dilberleri diye soruyorum. Osmanlı
ordularını Viyana önlerinde yoran Macar savaşçıları kimlerdi? Ne
oldu da bizim Hunlular Macar, Bulgar Türkleri zâlim Bulgar olarak
karşımıza dikildiler? Yattığı yer nur olsun, bizim Azerbaycanlı
profesör Samir Kâzımzâdenin ömrü, Romayı kuran Etrükslerin Türk
soylu olduklarını gösteren belgeleri istiflemekle geçti. Papalardan
birinin Etrüks soylu olmadığını nereden biliyorsun? Dil giderse, ben
de giderim; ben, yâni gelenek, görenek, ruh, maya, ne dersen de,
şarkı, türkü, Türkische Pizza geleli kekik kokulu lâhmacunlara
hasret kaldık dost, Erzurum Dağları kar ile boran, Alişimin kaşları
kara, kültür, din, iman... Hristiyan olan Türk yok dedim az evvel,
bekleyelim hele, bir elli yıl sonra, bu söyleşimizi birileri
okursalar, yüzlerini Mekkeden Kudüse çevirenlerimizin yüzdesini
mırıldanırlar nasıl olsa. Müslümanlıkla Türkçenin ne ilgisi var,
diyeceksen eğer, Mevlid Türkçe değil mi Baba, bayram kelimesi Türkçe
değil mi, Kurban kesmek ile koyun kesmek aynı şey mi? Bosnalı
Müslüman bayram mübarek, diyor rûhu semâlarda, frohes fest şarap
sasısı... Bayramın yerine fest gelince, şerbetin yerine de şarap
gelir, bunu bilesin! Frenkler, Müslüman olan birine, Türk oldu
derler, asimile olmak yerine gâvur olmak de gitsin, korkma,
yanılmazsın! Ve de sırat köprüsüne selâm olsun...
Mahmut
Aşkar:
Sayın Hocam, Türk dili ve kültürünü muhafaza etme çerçevesinde henüz
daha taslak halinde olan bir projenden bahsetmiştin. Batı
Avrupadaki yazar-şair kesimine sahip çıkmak ve onların
çalışmalarını buradaki toplumumuza tanıtırken, Türkçeyi ve kültür
değerlerimizi de bu vesileyle Batı Avrupa Türkleri arasında yeniden
canlandırmak gibi bir gayen vardı. Bu konuyu biraz daha açar mısın?
Hasan
Kayıhan:
Eğer hatırlarsan, bu projeyi hayata geçirmek için program yapacak
arkadaşların ücretlerini üstlenecek birilerini bulacaktım.
Bulamadım! Köroğlu, Oğuzhan, Manas destanlarını, Çanakkale, Plevne,
Preveze savaşlarını Türkçe bilgisayar oyunu haline getirmenin
çocuklarımızı nasıl dil, tarih ve kültür zenginliğiyle donatacağını
uzun uzun anlattığım aziz zenginlerimiz, valla, diyorlar, biz
seni iyi bir romancı olarak bilirdik, amma senin ticaretten hiç
anlamadığını düşünemezdik! Hoca, bu işe para yatırılır mı yav? 10
bin dolar yollayarak Tayvandan 100 kilo motherboard getirtip tane
hesabı satsam, en az 25 bin dolar kazanırım. Sen onu bırak da, senle
acıklı mı acıklı bi TV dizisi yapalım, şöyle bol mendil harcatan
cinsinden... Mâlum, bizim çoğu zenginimiz tekstilcidir, uyanıklar,
böyle bir diziyle birlikte piyasaya dizinin adı yazılı mendiller
sürmeyi düşünüyor belli ki. Aşkar Baba, hani, umduğu dağlara kar
yağmak diye bir deyimimiz vardır; benim o projemle ilgili dağlara
şimdilik kar yağıyor, ama bilirsin, ben de dağ çok...
Mahmut
Aşkar: Şahsım ve okuyucularımız adına Hasan Ağama teşekkür ederken,
sadece bu kadarıyla yakasını bırakmayacağımı, değişik konularla
ilgili görüş ve düşüncelerini bir romancının akıcı üslubuyla
bizlerle paylaşmasını talep edeceğimi de bilmesini isterim.
