ÇOBAN VE KRAL KIZI
Biri kalksa dese ki, güneş batıdan doğar, doğudan batar, sen
buna inanır mısın? Bir başkası, Almanlar alev yerler, gaz içerler dese, sen
buna inanır mısın? İnanmazsın; bu adam manyak, der geçersin, öyle değil mi?
Biri homo ise Üstadım, herkesin homo olması onu sadece sevindirir; buna
Westerwelle de sevinir, Misterwelle de... Doğru mu?.. Ama benim delikanlıma
biri, sen homo musun? diye sormaya kalkışırsa, delimin içinden adamın burnuna
bir yumruk vurmak geçer mi, geçmez mi?.. Bunu sen de bilirsin ben de, onalr
da!.. Yani demek istediğim o ki, birileri bu kelekçe soruları ne sarhoş ne de
ayyaş oldukları için hazırladılar; aksine bizim delilerden yumruk yemek için
özel olarak düşünüp geliştirdiler. Neden ama, diye sorma bana; sen de biliyorsun
ki, bunların niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek! Bizim gençlerimiz, taştan
su çıkaracak kadar akıllı çocuklar, çalışkanlar. Hiçbir Avrupa ülkesinin merkez
bankasında Türkiye Merkez Bankasında birikmiş Avro kadar para yok dostum,
anladın mı meseleyi? Maksat, bizim delileri köşeye sıkıştırmak, öne geçememeleri
için çelme takmak!..
Ey benim beşiklerde nice ninnilerle, masallarla, destanlarla
büyütülmüş dünya ve ahiret kardeşim!.. Sen, hangi Avrupa milletinin hangi
masalında gördün ki, bir çoban, bir kral kızıyla evlenmiş? Sen
hangi Avrupa hanedanında gördün ki, bir devşirme, bir yetim kralın
büyük veziri, başyardımcısı olmuş? Adamlar şöyle bir bakıyorlar ki, Yüce
Allahın yüreklerine çifte su verip de dünyaya getirdiği bizim koçlar, günün
birinde şu Kruppun, Tyssenin, bilmem Messerschmidtin yönetimini
üstlenecekler, haset ve garezden kararmış yüreklerini öyle bir titreme alıyor
ki, ne yapacaklarını şaşırıp kalıyorlar. Dilimizi yasaklamaya, dinimize dil
uzatmaya kalkıyorlar. Bak, bütün bunlar, bahanedir bilesin... Zaten biliyorsun
da, bir dene istersen, git ve sor hele, de ki, -Arkadaş, şu bizim iki
dangalağın yayınladığı gazeteyi toplumsal barışı bozacak diye yasaklayan sen
değil miydin? Hakaret var diyordun da, ağzından hiç basın özgürlüğü sözü
çıkmıyordu ama? İyi de, senin adamların milyonlarca müslümanın inançlarına
saldırıyorlar, değil Almanya, dünya barışını tehlikeye atıyorlar, hadi
yüklensene, kınasana, kapatsana o ceride-i başbelalarını... Hınzır! Senin atom
bomban iyi, benimki kötü öyle mi?
Boş ver bombayı falan, her şeyin başı ve sonu sözdür,
bilirsin. Ben çok şey söylemiyorum onlara, sadece diyorum ki, ey benim
anasından gönül gözü kör olarak dünyaya gelmiş Hazreti Adem babamızdan akrabam
zalim kardeşim... Sen Kâbilsin işte! Sensin kardeşimiz Hâbili öldüren!.. Ama
sen, Lut kavmine dönmüş unutkanım, Sodom ve Gomoreyi hatırla! Hazreti Havva
Anamız hatırına sana onu derim ki, sen ey Musa Peygamberimi kovalayan Firavun
kılıklı adam, Kızıl Deniz ikiye yarılacak haberin olsun ve sen, bu Allahı
unutmuş tavrınla, On Emiri iplemeyen pervasızlığınla sularda boğulup gideceksin
işte!.. Sen ey benim çarmıhlarda can vermiş peygamberim Hazreti İsayı bile
korumaktan aciz Ehl-i Kitap yoldaşım, eğer yaptığın seviyesizliğinin seviyesine
düşerek sana cevap vereceğimi düşünüyorsan, avucunu yala; zira Hazreti İsa,
benim de peygamberimdir, benim amentümde veResûlihi... yazar anladın
mı? VeKütübihi... ey herşeyi yoktan var eden Heiliger Gottun
yarattığı şarap şişelerinde yıkanmış sen ayyaş kardeşim; ne Tevratı Musa
Peygamberimin, ne İncili İsa Peygamberimin dediğince anlamayan, anlayamayan
nankör kardeşim; sana kızamıyorum işte, kızmıyorum; çünkü sen, bırak Son
Peygamberin çağrısını yüreğinde işitebilecek, ona en azından onun arzuları
doğrultusunda en ufak bir saygıyı dahi gösteremeyecek tıynette yaratılmışsın
işte! Elleriyle yaptıkları altın buzağılara tapanlardan farkın ne senin ey bir
kurşun kalemin ucu kadar bile ahlâktan yana nasibini alamamış nakkaş? Hazreti
Muhammede dil uzatmakla beni küçülttüğünü sanıyorsan eğer, boşuna sevinme; Onun
ne benim öfkeme, ne bağırıp çağırmama, ne de sana lânet okumama ihtiyacı var;
gerçi O, Ölmeyüb Îsâ
göğe bulduğu yol,
Ümmetinden olmak için idi ol..! ama anlamalısın ki,
sizin kötü zannediğiniz işlerde de bir hayır vardır, diyen kitap, benim
Kitabımdır! Sana kızmıyorum dedim ya, inan kızmıyorum işte; hatta sen, dilime ve
dinime saldırdıkça, ben onlara daha sıkı sarılıyorum işte! Sen daha çok
saldırdıkça, ben de daha çok sıkı sarılacağım sayende...
Çünkü, hayrihi veşşerrihi min Allahu Teâlâ!
Oh be, iyi ki anadilim Tükçeymiş, oh be, iyi ki elhamdülillâh
Müslüman doğmuşum; yoksa bu yazıyı yazamazdım ben!
