BAŞÖRTÜSÜ VE KAMUSAL ALAN
AKP ve yandaşları bazı konularda sicilli
oldukları için 40 yılda bir doğru da söyleseler, bizler bu sözleri kılı kırk
yararak irdelemek zorunda kalıyoruz. Atalar boşuna mı adın çıkacağına canın
çıksın, demişler! Gerçi dün kara dediklerine bugün değişim adına ak
diyebilen bu mübâreklerin hangi konuya nasıl bir tepki göstereceklerini
kestirmek de zor ama, dünden bugüne Atatürk gibi büyük bir şahsiyetin soydaşı
olmakla öğünen ve düşünce sistemi itibariyle tuzu kuru biri olan ben, acaba
başkaları ne der, gibi bir endişeye kapılmadan bu zevâtın doğru sözlerine
doğru söylüyorlar, demekten çekinmiyorum.
Kamusal Alan kavramı etrafında gelişen
tartışmalarda AKPlilerin öne sürdükleri düşüncelere, hukuk kurumu
mensuplarının verdikleri cevaplara, kelimenin tam anlamıyla, ipe un sermek,
denir. Yargı kararlarını tartışmak başka bir şeydir, bu kararları adalet
sosyolojisi açısından irdelemek başka bir şey... Bir kere, yargıçların,
yasalarda açık ya da hiç tanımlanmamış bir kavrama dayanarak hüküm vermesini
eleştirmek, yargının işine karışmak anlamına gelmez. Kavramlar, hele Türkçe gibi
sürekli ihmâl edilmiş bir dilde farklı kişilerce farklı biçimde yorumlanmak
şanssızlığına düşmüşlerdir ki, kamusal alan kavramı da bunlardan bir
tanesidir.
Nedir Kamusal Alan? Bütün dünyada kabul
edilen en yaygın anlayışa göre, kamu akçasıyla oluşmuş ya da işleyen, kamu adına
devletin yönetme ve denetleme yetkisine giren, işlevlerinde ve bu işlevlerden
doğacak sonuçlarda vergi mükellefi ülke vatandaşlarının kâr ya da zararı
sözkonusu olabilecek bütün tüzel kişiliklerdirn n devletin her yer; ana ve
ortaöğretim okulları, üniversiteler, belediye ve devlet daireleri, kamu
işletmeleri... Ve elbette camiiler ve mezarlıklar!
Hani kamu görevine sahip Türk hukuk
adamları, öğrenciler, öğretmenlerini örnek alacakları için o öğretmenin
sokakta da başörtüsü takması yasaktır, demişler ya, bu haberi ben idare hukuku
avukatı olan komşum Bay Hueschten duydum; gerçi kara taşına kurban olduğum
memleketimi yönetenler sayesinde yediğimiz yumruklardan çoktan nakavt olmuşsam
da, gâvur oğlundan bir yumruk daha yememek için hemen savunma vaziyetine
geçtim: -Atıyorsun!.. Sokakta kamu ahlâkını sarsmayacak giyime neden
karışsınlar? Adam güldü: -Çünkü sizinkilerin lâiklik anlayışına aykırıymış!..
Sanırım bizim lâiklik kavramını hatırlamak için düşünmeye dalmış olmalıydım
ki, ben susunca adam bir kere daha güldü. -Siz ölülerinizi beyaz bir şeye sarıp
da öyle gömüyorsunuz, değil mi? Kefeni kastettiğini anladım. Yüzüne sert sert
bakıp sordum: -E, nolmuş? -Bütün dünyada kamusal alanların başında
mezarlıklar gelir! Sizin lâik giyim özelliklerine uymuyor o beyaz şey!
Yani yakında, kamusal alanların başında
gelen mezarlığa kefen beziyle girmeniz (gömülmeniz) de yasaklanacak demeye
getirdiğini, ancak o evinin kapısından girdikten sonra anlayabildim. Birden
öfkelendim. Bağırdım: -Camiiler de kamusal alan bre gâvur, dileyen başörtüsüz
bile giriyor benim camiilerime! Ne Yargıtay karışıyor buna, ne Anayasa
Mahkemesi!..
Ben duymadı zannetmiştim, meğer kapısının
ardından beni dinliyormuş hınzır... Dışarıya çıktı ve yanıma geldi. Elini
omuzuma koydu. -Ya napıyor sizinkiler böyle? dedi, bak, yakında bu yorum,
bizdeki yasa değişikliklerine de yansır haberin olsun, tabii sadece siz
müslümanlar için geçerli olacak biçimde! Hırsız çobanın sürüsünden koyun çalan
çok olur! Dedi ve çekti gitti.
Evime girip odama kapandım. Her zamanki
gibi hemen haber obalarında (site dedikleri zıkkım) Türkiye haberlerini
taradım. Adamın söyledikleri doğruymuş. Başta Başbakan R.T. Erdoğan olmak üzere
AKPliler bu karara ateş püskürüyorlarmış. Haklı adamlar! Böyle saçmalık olur
mu? Çocuklar sadece öğretmenlerini değil, hatta onlardan çok daha fazla TV
dizilerindeki ahlâk timsâli kızlarımızı örnek almıyorlar mı? Bırakın
çocukları, anaları bile o dizilerdeki sanal analarımızla yatıp kalkmıyorlar
mı? O yayınlar kamusal alanlardan içeri girmiyor mu sanki?
Hemen onu da belirtmeliyim ki, kimsenin
anasıyla uğraşmak benim haddime düşmemiştir! Ne haddime ne de Türk ahlâkıma!
Bence Başbakan, birilerinin anasıyla uğraşacağına oturup kendi kendine şu
muhasebeyi yapmalıdır:
Egemenlik sınırları kamuya ait olan
mekânlar , kendi özelliklerinden kaynaklanan sebeplerle ve sadece kendi
sınırları içinde geçerli olmak üzere bazı kurallar koyabilirler; bu kuralları
kabul etmek istemeyenler, kamusal alanın sınır kapısından içeri girmeye ne
zorlayabilirler ne de zorlanabilirler. İşte bu kadar!
Eğer Yasama Organı, devlet okullarıma
başörtülü öğretmen giremez, diye bir yasa koymuşsa, o yasa yürürlükte olduğu
sürece girilemez,; ve hiç kimse, yasa böyle diyor ama, bırakın girsinler,
sen görmeyiver, diyemez; derse, bunun adı en hafifinden kişileri sahtekârlığa
özendirmek olur. Eğer her nasılsa yasalaşmış böyle bir yasa, AKPye göre insan
haysiyetine ve şerefine yakışmıyorsa, henüz tek başına anayasa değişikliği
yapabilecek çoğunluğa sahipken işi sağa sola sallamaya kalkışmaksızın TBMM bir
oturumluk oturur ve değiştirir.
Öyle ya, AB yolunda bir çırpıda neleri
değiştirmediler
