SOYLEM

              

HasanKayıhan 

 

 

 

     

BASKIN

    Vergilendirilmiş kazançlarından artırdıkları paralarını Türkiye'de Merkez Bankası'na yatıran Türklerin evlerine  Alman Mali polisinin başlattığı baskınlar sürüyor. (Gazeteler)

Yer: Geniş Osmanlı ülkesinin herhangi bir bucağı (oder in einer Stadt in der Bundes Republik „Vereinigte“ Deutschland.)  Zaman: M.S. 2002 yılının aralık ayı ( Millenium II.)  Saat: sabah 6.00 Uhr  Kişiler: Sadrazam / Kanzler, Seytan, Maliye Nâzırı / Finanzminişter, Merkez Sıkıdık Efendi,  Schef Scheriff, Gastarbeiter Herif, Karısı, Kızları, Oğlu, Ecnebi Komşuları Frau Fiskos, Frau Kuk-kuk, Öşürcüler, v.s.,aklınıza kim gelirse, u.s.w… )

 

I. PERDE

SADRAZAM: Hazine tamtakır bre köftehorlar! Devlet 70 cente muhtaç… N’edelim? Buna bir çare!

NAZIR: Amerika’dan borç isteyelim efendim!

SADRAZAM: Salak mısın be! Adamlara önceki verdiklerini ödemedik, enayi mi tutup yeniden para versinler?

ŞEYTAN: (Merkez Şıkıdık Efendi’nin kulağına birşeyler fısıldar.)

M. ŞIKIDIK EFENDI: Aslında bir çare var efendim…

SADRAZAM: Nedir?

M. ŞIKIDIK EFENDI: Nemçe diyarında, hani yeni yetmeler Almanya diyorlar ya…

M. ŞIKIDIK EFENDI: He bildim, kendileri Deustschland, Deutschland über alles derlerdi bir zamanlar…

ŞEYTAN: (Usulca) Gene diyorlar ama içlerinden…

M. ŞIKIDIK EFENDI: Işte bu Berber Aliş memleketinde pek çok hemşerimiz var.

SADRAZAM: Berber Aliş değil oğlum Über Alles… E e? Niye gitmiş bizimkiler oraya?

NAZIR: Burada iş bulamamışlar.

SADRAZAM: Iyi ya işte, başımızdan defedip kurtulmuşuz! (Bağırır:) Sakın geriye dönmeye kalkmasınlar, anlaşıldı mı?

NAZIR: Sokmayız efendim, siz merak buyurmayın! Gerçi Berber Alişler bizimkilere Türken raus, diyorlarmış ya kulak asma, Türk’ün gittiği yerden geri döndüğünü kim görmüş?

SADRAZAM: Lafı kısa kes, Viyana kapısından döndük ya işte!

SADRAZAM: Bu bizimkiler Viyana’yı çoktan ele geçirmişler efendim.

M. ŞIKIDIK EFENDI: Çok da zengin olmuşlar oralarda. Nemçe bankaları tıka basa bunların paralarıyla doluymuş!

SADRAZAM: Demeee?

M. ŞIKIDIK EFENDI: He valla efendim!

SADRAZAM: Ula sen böyüne gader n’ördün?  Onnardan borç alseydin ya işte!

NAZIR: Derhal efendim!

M. ŞIKIDIK EFENDI: Ben de işte unu deceydim efendim!

SADRAZAM: Ağzımı çelme bre salak! Git benim o aziz ve gıymatlı gardaşlarıma bahusus selamlarımı söyle… Paraları, pulları, her neleri vaasa, burey yollasınnar. Nemçe bi veriyosa, ben iki veecem!  Hade, durma yallah…

 

II. PERDE

SPIKER: Nann, nan nan… na na nan… nan, nan nan… Burası West Doyçe Rundfunk Kölün Radiyosu, sayyın dinneyciler, Türkçe yayınnarımıza başlıyoruz. Önce haberlerrr… Berraberinde, Hazine-yi Tamtakırr ve’l Türrkiya  olarak da isimlendirilen Merkez Bankası’nın iıkıdık şıkıdık gâzi yöneticilerinin de bulunduğu bir heyetle Almanya’ya gelen Maliye Nazırı Bay Bakan, Alman yetkililerle yaptıkları „çifte vergilendirilmenin kaldırılması“ anlaşması hakkında bilgi vermek üzere sürtüyollarımıza gelmiş bulunmaktadırlar. Sayın Maliye Nazırı Bay Bakan, buyuğun, söz sizin..

NAZIR: Ey benim çilekeş, üretken, fedakâr, kadirşinâs, bol çocuklu, deri gocuklu,  muhterem, imanlı, Osmanlı, aydınlık, güçlü, Atatürkcü, ilerici, dinci, devrimci, sağlı, sollu aziz vatandaşlarım! Müjde! Müjde sizlere!

DAVULCU: Güm.. güm.. güm de güm!

NAZIR: Artık paranızı Gâvurland diyarlarında tutmanıza gerek kalmadı. Nemçelilerle, Berber Aliş Almanlarla çetin ve yorucu müzakerelerden sonra yaptığımız anlaşmayı açıklıyorum!

DAVULCU: Güm.. güm.. güm de güm!

NAZIR: Parasını Türkiye’nin Zentral Bankasına keş edenlerden burada Alamanya’da ikinci bir vergi alınmayacaktır! Gardeşlerim! Gülen ayvamız, ağlayan narımız, gocaman her şeyi bilen kanzlerimiz dedi ki, paranızı bunnara gapdırmecemişiniz… O da GAP’ı gapdırmecek zaten! Bunnara bi fenik gapital vergisi vemeden paranızı kendi memleketinize yatırabilecesiniz… Aha da işte size gapı gibi annaşma!

DAVULCU: Güm.. güm.. güm de güm!

 

III. PERDE

KAPI: Zırrr! Zıııııırr! Küt, küt,   küüüt!

KADIN: Herif, herif kalk, kapı dövülüyo!

HERIF: (Uyku sersemi) Eli ayağı yok mu, o da vursun…

KADIN: Herif kapı dedim, kapı!

KAPI: Zırrr! Zıııııırr! Küt, küt,   küüüt!

HERIF: N’oluyo yav? Bismillah!  Eyvah, valla işe geç kaldım, Vorarbeit kapıya dayandı valla! Saat kaç garı?

KADIN: Altıya geliyo da  herif, sen ne işinden bahsediyon? 10 yıldır arbaytlozsun, bilmeyon mu?

KAPI: Zırrr! Zıııııırr! Küt, küt,  küüüt!

HERIF: Hayırdır inşallah! Gece yarısı kim olabilir ki!

KADIN: (Perdeyi aralayıp dışarıya bakar.) Aboo!

HERIF: N’oldu gız?

KADIN: Herif, tövbe bismillah, evin etrafını bi sürü adam sarmış…

HERIF: Eyvah basıldık! Naziler geldi… Yakacaklar bizi! Pantolonum  nerde… Uşakları galdır, durma, koş!

KADIN: (Bağırır) Gızannarıım, uyanın naziler geldi, yakıcekler bizi! Uyanın… Abu yetişin! Can gurtaran yok muuu?

SCHEF SCHERIFF: Achtung, Achtung! Hier spricht Polizei! Herr Gastarbeiter Türkiko! Arama emri var, kapıyı açın!

HERIF: (Kendi kendine) Polis mi? Ne polisi yav? Benim polisle ne isim olsun?

I. KIZ: (Sırtında geceligi kapıda görünür.) Sakın açma baba! Yalan söylüyorlar, naziler, bunlar dazlak, sakın açma!

KADIN: Git üstüne bi şey gey gız, böyle cıpıcıplak mı yancen? Utanmeyon mu hem burda hem ötede yanmaya?

II. KIZ:  (Öbür odanın kapısını yumruklar.) Abeey, steh auf! Nazi’s gekommen, steh auf!

ABEY: Waas? Nazis? Ulan aschlöcher kommt, şimdi sizin ananızı, avradınızı…

SCHEF SCHERIFF: Herr Gastarbeiter Türkiko! Sie haben eine Minute Zeit! Sonst werden wir die Tür aufbrechen! Nur eine Minute!

HERIF: (Pencereyi açıp dışarıya bağırır:) Nayın lan! Nit, nit! Pis nazi, gandıramazsın beni, git buradan, git!

I. KIZ: Baba, ben polise telefon ettim, korkmayın, kapıyı açın diyolar, bunnar Steuer polisiymiş…

HERIF: Ne polisiymiş? O da nereden çıktı? Polisin pahalısı, ucuzu da mı varmış?

KADIN: Doğrudur herif, Uyro geleli herbi şeye zam geldi. Dün Kel bakkaldan şuncecik gayfe alem dediydim, 10 uyro dedi nalet!

HERIF: Ülen şinci masal annatmanın sırası mı? Kes! Herifler bizi kesmeye geldi, şunun derdine bak!

KADINÇ Gider ayak gızma gurban olduğum!

HERIF: Ne gitmesinden bahsediyon gız sen?

KADIN: Kesmeye geldiler dedin ya kendin!

HERIF: Töbe, töbe! Gızım sen şinci deyon kim, bunnar Toya-polis?

I. KIZ: Teuer  değil baba, steuer, steuer! Vergi polisi yani, vergi kaçakları için…

HERIF: Ne kaçağı bee! Bizim kapı gibi oturumumuz var… Emme polisse laf annadırız belkim, eyisi mi  kapıyı gırdırmadan açalım bari… (Kapıyı açar. Içeriye önce Şef şimşek gibi dalar.)

SCHEF SCHERIFF: Auf den Wand! Komm, komm, komm!

 

IV. PERDE

FRAU FISKOS: Hu, Frau Kuk-Kuk! Hast du gesehen? Hundert Mşnner stürmten zu den Türken..

FRAU KUK-KUK: Wieso? Was haben sie getun?

FRAU FISKOS: Wer weisst Schwesterchen? Die sind ja schliesslich Türken! Von denen kann man alles erwarten…  Hasch, Grass, Koks, Waffen, Konnone…

FRAU KUK-KUK: Ach komm Nachbarin! Die leben seit Jahren in unser Nachbarschaft, sie sind auch nette Menschen!

FRAU FISKOS: Glaubst du? Was sucht denn die Polizei bei denen? Nee, nee! Die kommen nicht umsonst! Vielleicht Osama bin Laden verstekt sich bei denen!

FRAU KUK-KUK: Man kann nie „nie“ sagen… Vielleicht hast du recht!

 

V. PERDE

HERIF: Demokrasi haa! Insan hakları ha! Ulan Merkez Bankasında param var mı yok mu diye gece yarısı ev basılır mı? Adam gibi niye sormadınız bre.. şeyler! Su evin haline bakın! Harman yerine çevirdiler her yeri! Çoluk çocuğun ödünü kopardılar! Ellerini sokmadık yer bırakmadı abdestsiz herifler! Medeniyet bu mu lan? Bizi yahudiler gibi duvara dizip iki saat nasıl esir alırsınız?

KADIN: Tamam herif, annadık, n’apalım, onnarın memleketi burası!

HERIF: Sen konuşma lan! Öfkemi senden alırım sonra! Ne demek onnarın memleketi? Hitler mi idare ediyor burayı? Öyle olsa çıkar gelir miydim buraya? Enayi miyim ben?

KADIN: Gızma herif, belkim o idare ediyordur, bizi geri gitmesinler, işlerimizi bedava yapıveregörsünler diye gandırıyolardır. Belki o dediğin adam geri gelmiştir, ne bilem ben?

HERIF: Bilmediğin işe garışma öyleysem! Bu demokrasiye sığmaz! Insan hakları var! Idam yok, süresiz gözaltı yok, sorgusuz infaz yok… Kopenhak var, griter var! Voroygun varsa, Puşt da var! Arkaşsz, galesiz mi bellediler bizi? Türkiye’de bile yok bu yoklar gayri… Burada anayasa yok mu? (Bağırır: ) Gıız, Ayşaa! Anayasa yok mu bu memlekette? Kanunların anası yok mu bu memlekette?

I. KIZ: (Kapıya gelir) Olmaz olur mu baba? Grundgesetz var!

HERIF: Orda yazıyo mu peki, Türklerin evi gece basılabılir diye?

I. KIZ: Yoo!

      HERIF: Ya ne yazıyo bizim için?

I. KIZ: Yazıyo ki, Würde des Menschen, deyo, unantastbar… yani deyo ki, insana ş’apılmaz, yani insanın şeyine ş’apılmaz, dokunulmaz şeyine…

HERIF: Hay senin dilini eşek arısı soksun! Ulan nasıl dokunulmazlıkmış bu? Dokunmadıkları neremiz kaldı? Donumuza, gömleğimize kadar dokunmadılar mı? Şu hale bak! Her şeyimizi ortaya dökmediler mi?

KADIN: Sen onnarı bırak herif, toplar, gatlar, ellerini sürdükleri her şeyi makineye atar, yıkarım, mındarlık da bişeycik de galmaz! Asıl, şinci sokağa nasıl çıkcez, gomşuların yüzüne nasıl bakcez? Gece yarısı evimizi kâgıt aramak için bastılar deyince bize kim inancek?

SONDAN BIR ÖNCEKI PERDE

I. KIZ: Ben okula gidemem… Utanıyorum!

II .KIZ: Ben ise gidemem… Utanıyorum!

ABEY: Ben diskoya gidemem… Utanıyorum!

KADIN: Ben temizlige gidemem… Utanıyorum!

HERIF: Utanmak mı? Ulan asıl utanması gereken bunlar be! Utanmak ha? Düşün önüme…  Alın elinize yerdekilerden birer parça… Alın dedim size! Şimdi çıkın dışarı! Çıkııın!

(Herkes ortalığa savrulmuş eşyalardan rastgele birer parça alır. Kiminin elinde pijama, kiminin don gömlek, kiminin kapkacak sokağa çıkarlar.  Bir ağızdan şu türküyü söyleyerek sokağa aşağı yürürler: )

Brandt, Schmidt, Kohl!.. Ula bu ne biçim gol?.. Bize derler Merkezzede… Umudumuz Schröder’de…         Kandırıp kaptı oyları…  Yandım Tuna boyları…  Nah olursun çifte-daş… Gözümüzde dinmez yaş!.. Kapı çat çat, saat altı… Minder, döşek, yastık altı… Brandt, Schmidt, Kohl!.. Ula bu ne biçim gol?..

 

SON PERDE     

GAZETECI ÇOCUK: (Elindeki gazeteyi sallayarak sokağa aşağı yürür: ) Yazıyoo! Yazıyoo! Top yekün çıldıran bir ailenin tımarhaneye kapatıldığını yazıyooo!

PERDE INER.