AYRILIĞIN RENGİ HÜZÜN
Anadan,
atadan, yârdan, vatandan uzakta geçirilen o her bayramda yaşadığım hüznü, bu
kere katlanmış olarak hissetmekte, gene de eşe dosta belli etmemek, en azından
onlara da hüzün bulaştırmamak için sahte gülücüklerle mutlu bayramlar
dilemekteyim; uzaktakiler bir yana karşı sokakta oturan ahbaplarımdan
bileçağdaş yöntemlerle gelen kalıplaşmış, kimbilir kaçıncı kişiye kopyalanmış
Bayram SMSleri yüreğime çöreklenen kederleri dağıtmak bir yana, daha da
derinleştiriyorlar. Bu yılki Kurban Bayramının gözde kalıplaşmış SMS cümlesi,
Beyaz bir gül gönderiyorum, yaprağında iman, dalında Muhammed renginde nur
var... diye başlayanı. Tek tek sayıyorum, tam altı ayrı dosttan inmiş. Her ne
kadar gözlerimin önüne iri, beyaz goncalı, yapraklarına çiğ taneleri düşmüş o
güzelim yediverenleri getirmeye çalışsam da, adını okur okumaz selâm ve
salavata giriştiğim Peygamberimin de bir muhacir olduğunu düşünsem bile,
içimdeki kederi silip atamıyorum. Ve birden, hüznün yaşanmadığı bir bayramın
artık bana asla huzur veremeyeceğinin farkına varıyorum. Oturup ağlasam mı?
Oturup
ağlamak, kendini Müslüman bir Türk olarak nitelendiren insanların
yapabilecekleri en kolay ruhî hadisedir; depremin vurduğu
Pakistandaki müslümanları, Amerikan işgalcilerinin vurduğu Iraktaki insanları,
PKKlı teröristlerin vurduğu vatan çocuklarını düşünün; eğer bunlar
gözyaşlarınızın
yağmur olup dökülmesine yetmezse, Türkiyenin dümensiz bir yelkenli gibi açık
denizlere savruluşunu düşünün ve hıçkırmaya başlayın
Yok eğer hâlâ metanetinizi
kaybetmedinizse ve mutlaka oturup ağlamak istiyorsanız, ama nalet komşunuz
çanak anten takmanıza karşı çıktığı için Manyakist Türk TV Dizilerini
izleyemiyorsanız, yapacağınız tek şey olarak geriye, oturup kendi halinize
ağlamak kalmaktadır. Yok eğer, bir bayram arefesinde bu ne biçim yazıdır, illâ
ağlamamız, kederlenmemiz, hüzünlenmemiz mi lâzım diyenlerdenseniz, o zaman
oturun bir güzel kitap okuyun en iyisi
Benim şu günlerde yaptığım gibi! Ne
okuyacağını bilmeyenlere, neyi tavsiye edebileceğimi soranlara derim ki, Orhan Arası okuyun.
Orhan
Arasın size tavsiye edebileceğim kitabının*) ilk cümlesi şu:
Şimdi Sen
Güzelce Sabret!
Orhan
Aras, sizi karşısına bir güzel oturtup şöyle diyecek ilkin:
Aslında,
yaşamak biraz da pervasız olmaktır. Bizim gibi gözlemlerini sevdayla
derinleştiren insanların yaşamdaki payları adaletsizdir. Payımıza hep gözyaşı ve
keder düşüyor. Peki ağlamak çözüm müdür? Bazen, evet!
Kadere
bak, Türk dilini şirin bir dere güzelliğinde cümlelerinde çağıldatan bu
yazarımızın kitabını okuyasınız ki, başınızdan kederleri, yüreğinizden hüznü
kovasınız, demeye niyetlenirken, karşımıza gene gözyaşı, gene keder, gene hüzün
çıktı.
Ancak
onu da demeliyim ki, hüznü tanımayan âşık olamaz! Benim sevgili öğretmenim S.
Ahmet Arvasî, bizi üzen herhangi bir konu hakkında sohbet ederken Hz. Muhammedi
her anışında, hep şunu söylerdi: Benim hüzünler içinde kavrulan
Peygamberim!
Öyleyse
hüzünlenmekten korkmaya gerek yok, yani Orhan Arası okumaya devam
Çünkü,
Ayrılığın Rengi Hüzündür!