AB BÖREK?
Almanyanın birçok konuda
Türkiyeye karşı tavır almasının gerçek sebebini bilmeyen adam değilim;
Berlinle başlayan ve Bombaya kadar uzanan gizli 7B planında Bosforosun da yer
aldığını sadece Hitlerin dışişleri bakanı Topal Papen değil, ben de biliyordum;
ama bütün bunların artık geride kaldığını, milletlerarası ilişkilerin çatışmayı
bir kenara bırakıp işbirliğine yöneldiğini, hatta Papanın Türkiyeye yapacağı
ilk ziyarette meslektaşı II. Urbanın kışkırtması ile başlayan ve Anadoluyu
harabe haline getiren Haçlı Seferleriinden ötürü Türklerden ve Müslümanlardan
özür dileyeceğini, Avrupalıların daha dün hür dünyayı tehdit eden Demirperde
ülkelerini Türkiyeden önce AB bünyesine almaktan utanacaklarını.. ummuştum;
yanılmışım; meğer dayıya sevgi, köprüyü geçene kadarmış! Dostluk, kadirşinaslık,
vefa Avrupalılar için sadece bir masalmış...
Bütün bunları Klaus adındaki başımın
belâsı bir arkadaşımın suratına haykırdım geçen gün; lâkin adamın kılı bile
kıpırdamadı.
Hani bizimkiler Bay Prodiyi Avrupa
Birleşik Devletleri Başkanı gibi ağırladılar ya, bunu haber almış, karısının
yapacağı böreği yemeye davet etmek bahanesiyle koşup geldi.
-Ne yani, dedi, Prodiyi kafaya alınca
ABye de alınacağınızı mı sanıyorsunuz?
-Bana bak Klaus, dedim, ne dediyseniz
yaptık, daha ne istiyorsunuz? Hem Prodi, yeni bir şartımız yok demedi mi?
-Desin... Siz değişemezsiniz!
Değişemeyeceğiniz için de ABye giremezsiniz!
-Herşeyi değiştirdik ya işte, dedim,
değişmedik daha neyimiz kaldı geriye? Kıbrısı da vereceğiz yakında...
Onun pişkin bir Avrupalı olduğunu bilirdim
de, bu kadar yüzsüz olabileceğini tahmin edemezdim. Güldü:
-Şimdi ben sana küfretsem, nasıl
davranırsın?
Şaka ediyor sandım. Yumruğumu kaldırıp
gösterdim.
Hiçbir şey söylemedi. Hemen ayağa kalktı,
kapıya yürüdü. Eşikte pis pis sırıttı:
-Dostum, dedi, şimdi söyleyeceklerimi bir
kenara yaz! Kuzey Irakta kurulacak yeni bir devlet, sence Türkiyeye küfür
etmek gibi birşeydir, öyle mi?
-Elbette!
-Eh, böyle bir devlet kurulunca Türkiye
senin gibi yumruğunu sıkar mı, sıkmaz mı?
-Ne sıkması? Öyle bir vurur ki, gürültüsünü
sen de duyarsın!
-Yani, müdahale eder, demek istiyorsun.
Anlaşılan Kıbrıs bitecek, orası başlayacak. Eh, böyle bir Türkiyeyi Bay Prodi
ABye zor alır! Haksız mıyım?
Cevabımı beklemeden sırtını dönüp yürüdü.
Klaus, uluslarası stratejik araştırmalar
yapan bir enstitüde çalışıyor. Onun boşa konuşmadığını bilirim. ABDnin
Afganistana ve Iraka mutlaka saldıracağını tam iki yıl öncesinde söylediği
zaman ona inanmamış, batılı bir ülke artık savaş yapmaz, demiştim. Haklı
çıkmıştı. Irakın kuzeyi hakkında söylediklerini işitince tüylerim diken diken
oldu. Arkasından bağırdım.
-Onlar orada devlet falan kuramazlar!
Böylece Türkiyenin müdahalesine de gerek kalmaz!
Başını hafifçe çevirerek:
-Uyuma, diye söylendi, Siemens, Kuzey
Iraka girdi bile!
Ne demek istediğini o an anlayamadım.
-Açık konuşsana!
Durdu. Geriye dönüp birkaç adım attıktan
sonra:
-Navarinde Türk donanmasını kimler
yakmıştı? Yunanistanın ilk kralı kimdi?
Sırtımdan aşağıya ter boşandı. Donanmamızı
yakıp, ardından şimdiki Yunanistanı Avrupalıların kurdurduğunu ve ilk Yunan
kralının bir Alman olduğunu acıyla hatırladım. Arkasından koştum. Yukarda
saydıklarımı suratına haykırdım. Kılı bile kıpırdamadı.
-Gecikme, dedi sadece, yarım saat sonra
börek hazır....
Öylesine sinirlenmiştim ki, kendimi tutamayıp
sokağa aşağı
bağırdım:
-Böreğin batsın senin! Gelmicem işte!..
Başını çevirmeden tekrarladı:
-Gecikme!